BORSA
BIST 100 13.687,86 %0,63
Altın 6.127,42 ₺/gr %1,27
Bitcoin $63.663 %1,75
Dolar 47,38 ₺ %0,06
Euro 53,99 ₺ %0,23
Sterlin 63,02 ₺ %0,08
Gümüş 87,05 ₺/gr %2,15
Ethereum $1.909,01 %1,43
İsviçre Frangı 57,86 ₺ %0,09
Kanada Doları 33,59 ₺ %0,20
Avustralya Doları 33,05 ₺ %0,16
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00
Suudi Riyali 12,62 ₺ %0,05
BAE Dirhemi 12,90 ₺ %0,06
Rus Rublesi 0,60 ₺ %0,59
Çin Yuanı 7,00 ₺ %0,02
MERSİN 26°C 6.127,42 ₺/gr 47,38 ₺ 53,99 ₺
Anasayfa Gündem Ateşkes sonrası pazarlık: Kim ne istiyor?

Ateşkes sonrası pazarlık: Kim ne istiyor?

Ateşkes sonrası pazarlık: Kim ne istiyor? Ateşkes sonrası başlayan müzakere sürecinde taraflar farklı hedeflerle masaya oturdu. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve bölgesel etkisini korumayı hedeflerken; ABD nükleer programı sınırlamaya ve enerji akışını güvence altına almaya...

· 7 dk okuma · Süper A. · 64 okunma
0Yorumlar
Ateşkes sonrası pazarlık: Kim ne istiyor?

Ateşkes sonrası pazarlık: Kim ne istiyor? Ateşkes sonrası başlayan müzakere sürecinde taraflar farklı hedeflerle masaya oturdu. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve bölgesel etkisini korumayı hedeflerken; ABD nükleer programı sınırlamaya ve enerji akışını güvence altına almaya çalışıyor.

Ancak süreç uzlaşıdan çok kırılgan bir denge arayışına işaret ediyor. Okuma süresi

ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş, ateşkesle birlikte yeni bir aşamaya girdi. Ancak sahada çatışmaların büyük ölçüde durmasına rağmen, krizin sona erdiğini söylemek için henüz erken.

Çünkü dikkatler artık cephe hattından çok müzakere masasına çevrilmiş durumda. Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen temaslar, tarafların doğrudan karşıya geldiği yeni bir sürecin kapısını araladı. Ancak bu süreç net bir uzlaşıdan çok, belirsizliklerin öne çıktığı bir tablo ortaya koyuyor. maddelik bir plan üzerinden yürütüldüğü belirtilen görüşmelerde tarafların mutabık kaldığı açık bir metnin paylaşılmaması, sürecin daha en başında muğlak bir zeminde ilerlediğini gösteriyor.

Birinci turda herhangi bir somut sonuç alamayan taraflar ikinci tur görüşmelerine hazırlanıyor.

[ABD ile İran arasında Pakistan'da yapılan birinci tur görüşmelerde herhangi bir somut sonuç elde edilemedi. Fotoğraf: AA]

Sahadaki gelişmeler de bu belirsizliği destekliyor.

Ateşkese rağmen İsrail’in Lübnan hattında saldırılarını sürdürmesi, ABD’nin Hürmüz Boğazı çevresinde askeri baskıyı artırması ve İran’ın buna karşılık sert mesajlar vermesi, tarafların nihai hedeflerinden vazgeçmediğine işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamasında “Hürmüz açılmalı, aksi halde çok daha sert adımlar atarız” diyerek baskıyı açık şekilde ortaya koyarken; İran tarafı ise “Boğaz üzerindeki kontrolümüz egemenlik meselesidir” vurgusuyla geri adım atmayacağını duyurdu.

Tüm bu gelişmeler, tarafların yeniden pozisyon aldığı kırılgan bir geçiş süreci yaşandığına işaret ediyor. Tarafların talepleri: Masada denge arayışı

Müzakere masasındaki en temel sorun, tarafların taleplerinin birbirine temas etmekten çok, birbirini dışlayan bir çerçeveye sahip olması.

Bölge Araştımaları'ndan (BAM) İran Uzmanı Dr. Hurşit Dingil’e göre süreç, daha başlangıç aşamasında maksimalist talepler üzerinden şekilleniyor. Pakistan’da yürütülen görüşmelerde tarafların ortak bir metin açıklamaması da bu durumun en somut göstergesi.

Dingil, bu tabloyu “psikolojik üstünlük kurma çabası” olarak değerlendirirken, tarafların manipülasyonlara açık bir müzakere zemini oluşturduğuna dikkat çekiyor.

[Dünyanın önemli enerji akış merkezlerinden biri olan Hürmüz, çift taraflı olarak kapalı durumda. ]

İran’ın talepleri oldukça net: Dondurulmuş mal varlıklarının serbest bırakılması, yaptırımların gevşetilmesi ya da kaldırılması, savaşın ekonomik sonuçlarının telafi edilmesi ve en kritik başlık olarak Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün korunması.

ABD cephesinde ise güvenlik eksenli talepler öne çıkıyor. Washington, İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağına dair kesin ve bağlayıcı bir taahhüt istiyor. Bunun ötesinde, “sıfır uranyum zenginleştirme” talebi ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunun tasfiye edilmesi gibi sert başlıklar masada tutuluyor.

Açık kaynaklara göre İran’ın yaklaşık kilogram yüzde zenginleştirilmiş uranyum kapasitesine sahip olması, bu başlığı daha da kritik hale getiriyor. Bu iki yaklaşım yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablo oldukça net: İran ekonomik ve egemenlik alanını korumaya çalışırken, ABD İran’ın stratejik kapasitesini sınırlamayı hedefliyor.

Bu nedenle müzakere masası, uzlaşmadan çok güç dengesi mücadelesinin devam ettiği bir alan olarak öne çıkıyor. Nükleer dosya: Kırılma noktası mı? Müzakerelerin merkezinde yer alan en kritik başlıklardan biri İran’ın nükleer programı. Ancak dikkat çekici olan, bu başlığın sahadaki askeri ve siyasi gelişmelerle birlikte yeniden şekillenmesi.

Dr. Hurşit Dingil, mevcut süreçte dikkat çeken önemli bir değişime işaret ediyor. Önceki müzakere dönemlerinde sıkça gündeme gelen balistik füze programının bu süreçte doğrudan masaya gelmemesi. Bu durum, İran’ın çatışma boyunca kullandığı asimetrik kapasiteyi büyük ölçüde koruduğunu gösteriyor.

İran'ın çatışma boyunca başvurduğu asimetrik kapasiteyle Balistik füze programını koruduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın ABD'nin uranyum zenginleştirme programını sıfırlanması dondurulması ya da barışçıl oranlara getirmeye çalışması eğilimleri de kazanç-taviz dengesinde tavizleri dengeleme çabası olarak değerlendirilebilir.Dr.

Hurşit Dingil

Buna karşılık ABD’nin nükleer program üzerinden baskıyı artırması, müzakerelerde bir dengeleme stratejisi olarak öne çıkıyor. Washington’un “sıfır zenginleştirme” hedefi, yalnızca teknik bir sınırlama değil, aynı zamanda İran’ın uzun vadeli stratejik kapasitesini törpülemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası kurumların değerlendirmeleri de bu tabloyu destekliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verileri, İran’ın zenginleştirme kapasitesinin son yıllarda ciddi şekilde arttığını ortaya koyarken, bu durumun müzakere sürecini daha da karmaşık hale getirdiği belirtiliyor.

Dolayısıyla nükleer dosya, müzakerelerin kaderini belirleyecek temel kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Sahadan masaya: Hibrit baskı dönemi

Ateşkes sonrası dikkat çeken bir diğer gelişme ise çatışmanın doğrudan askeri yöntemlerden daha karmaşık bir baskı modeline evrilmesi.

Dr. Hurşit Dingil, bu süreci “hibritleşme” olarak tanımlıyor. Ona göre, çatışma öncesinde daha yoğun ve doğrudan askeri güç kullanımı söz konusuyken, müzakerelerle birlikte bu durum yerini askeri ve ekonomik araçların birlikte kullanıldığı daha karmaşık bir yapıya bıraktı.

ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik başlattığı askeri abluka bu dönüşümün en somut örneklerinden biri. Bu adım İran’a karşı bir baskı unsuru olurken, aynı zamanda küresel enerji dengeleri üzerinden daha geniş bir mesaj içeriyor. Özellikle Çin’in enerji tedarik güvenliği açısından Hürmüz’e olan bağımlılığı düşünüldüğünde, bu hamlenin bölgesel olduğu kadar küresel bir boyutu da bulunuyor.

Hürmüz Boğazına yönelik askeri abluka ABD'nin bu yolla İran’ın yönelik yaptırımların kaldırılması ve yaptırım muafiyetlerine karşı bir başka dengeleme yoluna başvurduğu gösteriyor.Dr. Hurşit Dingil

Bu nedenle mevcut süreç, klasik bir savaş-sonrası müzakere döneminden çok, farklı araçların aynı anda devrede olduğu çok katmanlı bir güç mücadelesi olarak şekilleniyor.

Gelinen noktada ateşkes, taraflar arasında kalıcı bir uzlaşının başlangıcından çok, yeni bir denge arayışına işaret ediyor. Tarafların talepleri arasındaki derin farklar, kısa vadede kapsamlı bir anlaşma ihtimalini zayıflatıyor. Buna karşılık sahadaki gerilimin tamamen ortadan kalkmaması, müzakerelerin kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor.

Dolayısıyla mevcut tablo, Ekim'de başlayan Gazze soykırımından bugüne devam eden krizin biçim değiştirerek ilerlediği bir sürece işaret ediyor.



Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum Yaz

Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu

Gündem Haberleri

Tümü

Berk "tüm basın mensuplarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve...

Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Erhan Berk "Demokrasimizin temel taşlarından biri olan,...

4 gün önce

Başkan Gülpınar “Basın; toplumsal gelişimin, şeffaf...

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın...

4 gün önce

BAŞKAN CANPOLAT’TAN 24 TEMMUZ GAZETECİLER VE BASIN...

Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla...

4 gün önce

TFF 3 Lig takımı satın alıp amatörden çıktılar: 10 bin...

Tire 2021 FK'nın yarışmacı haklarını devralma konusunda protokol imzalayan Gaziemir Spor, 3. Lig...

22 gün önce

Trump bombası Dünya Kupası'nı karıştırdı: UEFA FIFA'ya...

2026 Dünya Kupası'nda Donald Trump bombası ortalığı karıştırdı.ABD Milli Takımı'nın Bosna Hersek...

22 gün önce

Dolardan korktular para birimi değiştirdiler

Dolardan korktular para birimi değiştirdiler ABD dolarının küresel piyasalarda yeniden güç...

22 gün önce

Silivri'de başlayıp bütün İstanbul'a sattılar: Şimdi işi...

İstanbul'da son yıllarda hızla yaygınlaşan topraksız tarım yatırımları, su tasarrufu, yüksek...

22 gün önce

Hamit Altıntop'tan TFF başkanlığı itirafı:...

Son yıldır Los Angeles'ta yaşayan eski milli futbolcu ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) eski...

22 gün önce

10 günde 189 bin 760 kişi gitti ama bitmiyor: Para vermek...

Kocaeli'de kısa süre önce kapılarını açan Körfez Aqua, ücretsiz ziyaret döneminde binlerce kişiyi...

22 gün önce

Güneş'ten 6 kat daha sıcak yapay güneş ürettiler: Sonsuz...

Güneş'ten kat daha sıcak yapay güneş ürettiler: Sonsuz enerjiye bir adım daha yaklaştık Çinli...

22 gün önce

Galatasaray'a Acun Ilıcalı sürprizi: Son anda ortaya çıktı

Galatasaray'ın İngiltere'den transfer etmek istediği orta saha belli oldu. Ancak Acun Ilıcalı'nın...

22 gün önce

45 yaşında bahis cezası aldı: Parayı verip sahalara dönecek

TFF 3'üncü Lig temsilcisi Altay'da geçen sezon Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından...

22 gün önce